1983, Ankara, Türkiye doğumlu.
Çevre Mühendisliği mezunu olmama rağmen hayatımda tamamen farklı bir yol seçtim ve 10 yılı aşkın süredir tam zamanlı botanik sanatçısı olarak çalışıyorum. Bu kararı verdiğim için çok mutluyum; botanikçi bir babanın çocuğu olarak yabani doğayla iç içe büyümek bu kararımı kolaylaştırdı.
Botanik sanatçısı olmak son derece heyecan verici, büyüleyici ve ilgi çekici olduğu kadar zorlu da bir süreçtir. Bu yetenekleri geliştirmek sürekli ve özveri dolu bir pratik gerektirir. Bitkilerle çalışmanın en büyüleyici yanlarından biri, her bitkinin birbirinden farklı olması ve her yeni türde sıfırdan başlamamı gerektirmesidir.
Her tablo için yeni bir teknik geliştirmem, daha önce görmediğim rengler için yeni pigment karışımları hazırlamam ya da dokuyu doğru aktarmanın yolunu bulmam gerekebilir. Her bitki farklı bir yaklaşım gerektirir; bu da beni bu çalışmadan hiç sıkılmayacağıma inandırır—doğanın ince ayrıntıları içinde kaybolmak gerçekten tatlı bir deneyimdir.
SANAT YOLCULUĞUM
Botanik dünyasındaki ilk araştırmalarım Türkiye'nin yumru bitkilerinden başladı: Iris, Fritillaria, Colchicum ve Crocus. Bu dönemde suluboya yapmaya ve çizim becerilerimi geliştirmeye başladım; ama en önemlisi çok eğleniyordum!
Bu sevinç ve becerilerimi daha ileriye taşımak için ilham arayışına girdim ve onu Edinburgh Royal Botanik Bahçesi'nde buldum. 20'li yaşlarımın başında bu muhteşem bahçeyi ilk ziyaret ettiğimden bu yana hiç gitmeden duramadım. Martin Gardner bana "Şili'nin Orman ve Ağaçlık Alanlarından Bitkiler" adlı büyük proje için sanatsal katkı yapma fırsatı verdi. Bu proje, sanat kariyerimin en önemli dönüm noktalarından biri oldu.